10 Şubat 2014 Pazartesi

Devlet özel yaşamımızı koruyabiliyor mu?


Türkiye, internet sitelerinde “skandal “ başlıklarıyla servis edilen, kimin, neden koyduğu belli olmayan ses ve görüntü kayıtlarıyla çalkalanıyor. Bu seslerin ve görüntülerin gizli kaydedildiği belirtiliyor. Bazı siyasetçilerin istifalarıyla sonuçlanan bu olaylarda görüntü veya ses kaydeden kişiler bulunamıyor. 


Hüseyin KAPLAN

İnsanların özel yaşamlarının siyasi tehdit malzemesi yapılmasının son derece açık hale geldiği seçim öncesi dönemdeyiz. Siyasetçilerin profesyonel yaşamları dışında kalan ve kamusal yararı ilgilendirmeyen özel yaşamlarının politikada kullanılmasının teknolojik ve hukuksal boyutun konunun uzmanlarıyla görüştük.
Ankara Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Bilgisayar Bölümü öğretim üyelerinden Doç Dr. Süleyman Tosun, insanların haberleri olmadan görüntülerinin veya seslerinin nasıl kaydedildiğini şöyle açıkladı:

 “Bu türdeki cihazlar ikiye ayrılır. Bir kısım cihazlar dahili hafızalı cihazlardır, bunlarla sadece cihazın hafızası kadar kayıt yapılabilir. Diğer kısım ise kablosuz bağlantı ile veri aktarımı yapabilen cihazlardır. Bunlar ile istenildiği kadar kayıt yapılabilir. Çünkü veri aktarımı yapılan yerde sürekli disk değiştirilerek veya görüntüler çeşitli şekillerde depolanarak kayıt yapılabilir.

Son dönemlerde teknolojinin gelişmesiyle kayıt cihazlarının boyutu da oldukça küçüldü. Örneğin bir ses kaydı cihazı küçük bir nohut tanesi kadar olabiliyor. Bu şekilde bir cihazın fark edilmesi neredeyse imkansızdır. Aynı şekilde bir nohut boyutunda kameralar da vardır, yalnız bu kameraların kayıt yaptıkları diskler kendilerine göre çok daha büyüktür. Bunun için de bağlantı olarak ya kablo kullanılır veya kablosuz bağlantı dediğimiz wireless, bluetooth, gsm veya analog sistemler kullanılmaktadır.

Özel yaşamın gizliliği konusunda Türkiye Barolar Birliği Başkanı Prof. Dr. Metin Feyzioğlu ise şunları söyledi:

 “Biz Türkiye Barolar Birliği olarak anayasa ile sabit olan tüm hükümlerin peşinde ve uygulanmasının takipçisi olduk. Anayasada da vatandaşlarımızın özel hayatları, aile hayatları 20. Madde ile teminat altındadır. Gerek devlet olsun gerek kişiler olsun vatandaşların özel hayatlarına müdahale edemezler. Bu anlamda insanların gizli bir şekilde görüntülerinin veya seslerinin kaydedilip bunların ifşa edilmesine kesin bir dil ile karşıyız. Bu zamana kadar bu şekildeki tüm davalarda anayasadaki hükümler çerçevesinde dik durduk ve kesin bir dil ile bu durumun meşru olmadığını savunduk..”

CHP Eskişehir Milletvekili ve Anayasa Profesörü  Süheyl Batum ise özel yaşamın gizliliğini sağlama konusunda devletin yükümlülüklerini şöyle açıkladı:

“İnsanların özel hayatlarının gözetlenmesi kabul edilir bir tutum değildir. Devlet bu konuda halkına güvence vermekle yükümlüdür. Fakat ne yazık ki Türkiye’de bu konuda talihsiz durumlar oluşabiliyor. İnsanların bilgileri olmadan görüntülerinin alınması ve bunların tehdit unsuru olarak kullanılması son derece çirkindir. Türkiye bu konuda gerçekten geri kalmış durumdadır. Devletin en önemli görevlerinden birisi insanların her anlamda güvenliğini sağlamaktır.”

Hollanda yüksek mahkeme yargıçlarından Nico Tujin de özel yaşamın korunması konusunda Hollanda örneğini anlattı:

 “Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nde belirtildiği üzere insanların özel hayatlarına müdahale edilmez. Biz Hollanda’da kesinlikle bu ilkeye çok önem veririz. Vatandaşların özel hayatlarına müdahale edilmemesi konusunda titizlik gösteririz. Örneğin bir kişinin takip edilmesi gerekiyorsa bu kişinin bilgileri iki hafta içinde bizim izin vermemizle elimize ulaşır. Bizim iznimiz dışında güvenlik güçlerinin böyle bir işlemi yapma yetkisi yoktur. 
Bizler de bu işlemi terör, cinayet, yolsuzluk ve bunun gibi önemli konularda yaparız. Bunun dışında kesinlikle insanların telefon görüşmeleri ve görüntülerinin kaydedilmesine müsaade edilmez. Bununla beraber elimize gelen belgelerde özel hayatın kapsamına giren belgeler bulunuyorsa sadece hukuka aykırı kısmıyla ilgileniriz. Ve eğer şüphelinin suçsuzluğu kanıtlanırsa bu elimizdekileri kesinlikle imha ederiz ve imha edildiğinden emin oluruz. Suçlu bulunması durumunda da bu veriler asla üçüncü kişilerle paylaşılmaz, titiz bir şekilde korunur. Suçlu bile olsa özel hayatın gizliliği bu kişiler için de geçerlidir.

Fakat güvenlik güçlerinin bilgisi olmadan kötü amaçlı kişilerin yaptığı kayıtlar ve bunların paylaşımı söz konusu oluyor. Burada paylaşımı yapan gazetelere ve internet sitlerine karşı bir yaptırım olmuyor. Basının özgürlüğü ilkesi de burada ortaya çıkıyor.”

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.