6 Ocak 2016 Çarşamba

O Gün Herkes Karanlık Taraftaydı



 teyze-star-wars
Yağmur ÖZTÜRK
Star Wars’un altı filmlik serisine uzun bir aradan sonra bu yıl yedincisi eklenince yer yerinden oynadı haliyle. Fakat ortalığı ayağa kaldırma konusunda BİM’e gelen Star Wars ürünleri yedinci filmi solladı. Lisanslı ürünlerin çok ucuz fiyata satılacağı haberini günler öncesinden alan Star Wars severler 18 Aralık gününü telefonlarının hatırlatıcılarına kaydettiler. Ve o büyük gün geldiğinde, BİM henüz kepenklerini kaldırmadan önünde sıra oluştu. Açılmasının ardından da 1-2 saat içinde ürünler tükendi.
Özellikle genç kesimin yaşadığı semtlerde adeta yağmalandı. Okula/işe gidenler annelerini teyzelerini yolladı. Market ‘’Yavrum, bu garip kafalı şey mi?’’ diye telefonda konuşan teyzelerin sesiyle uğulduyordu. Ekşi Sözlük’te hakkında 90 sayfa entry girildi. Herkes aldıklarının resmini paylaştı ki neden bu kadar hızlı tükendiği paylaşımlardan anlaşılıyordu. Torununun torununa miras bırakacak kadar ürün alanlar yetmezmiş gibi bir de boş standı alıp evine götürenler var ki sosyolojik çalışmalara konu olur. Haliyle benim gibi öğleden sonra gidenler elleri bomboş, yüreklerinde bir sızıyla geri döndüler.
Ağlamıyorum, gözüme kılıcın ışını kaçtı.

4 Ocak 2016 Pazartesi

SAÇI ŞEKLE TAŞI SANATA DÖNÜŞTÜRÜYOR



Mektepli değil de alaylı olup mesleğini yapan insanlar vardır. Tıpkı küçük yaşta berberliğe atılıp aslında heykeltıraş olmak isteyen Suat Arslan gibi. Arslan, 70 yaşında, evli ve üç çocuk sahibi. Ankara Yenimahalle’de oturuyor. Burada da Gönül Berberi adında bir dükkanı var. Eğitimini alıp heykeltıraş olmayı çok istese de o zamanki imkanlar dolayısıyla okuyamayıp berber oldu. Arslan berber iken bu hayaline bir nebze de olsa nasıl kavuştuğunu anlattı.

Burcu ŞEN
Heykeltıraş olabilmek için bir eğitim aldınız mı?
Babam marangoz ve duvar ustası, annem ev hanımıydı. Annemi küçük yaşta kaybettim. Beş kardeştik ve sadece babamın duvar ustalığı ve marangozluktan kazandığı parayla geçiniyorduk. Bu yüzden okulu bırakıp çalışmak zorunda kaldım. Ancak ilkokulu bitirebildim ve daha sonra 14 yaşında berber çırağı olarak iş hayatına atıldım. Çıraklıktan kalfalığa, kalfalıktan ustalığa yükseldim. Bu zamana kadar da hala berberlik yapmaya devam ediyorum. Eğitimini alıp heykeltıraş olmayı çok istedim ama o zamanki geçim sıkıntısından dolayı olmadı. Sonra da heykel sanatına dair bir eğitim almadım.
Heykelleri yapmaya ne zaman başladınız?
Ankara Yenimahalle de ki dükkanımın adını kendi ellerimle yazarak başladım. Sonrasındaysa çiçek,  at, kuş, havuz, peri bacası, cami, minare yaparak devam ettim. Yaklaşık 35 yıldır da berberlikten arta kalan zamanlarımda bu sanatını sürdürüyorum.
Berberliği severek mi yapıyorsunuz?
Sevmeseydim bu zamana kadar berberlik yapmazdım. Dükkan da oğlumla birlikte çalışıyoruz hem oğluma yardım ediyorum hem arkadaşlarla vakit geçiriyorum.
Heykeltıraş olmak istemenizde birinin etkisi var mı?
Babamın peşinden hiç ayrılmazdım. Bende bu isteğin oluşmasını o sağladı. Babama baka baka camız boynuzundan sürmeli bıçaklar yapmayı öğrendim. Yaptığım bıçakların üstünü özenle işlerdim. Marangoz dükkanındaki ahşaplardan eski arabalar, kayıklar yapıp birde bunları satıp eve katkı sağlardım.
Heykelleri yaparken nereden ilham alıyorsunuz?
Mesela Amasra gezisine gitmiştim. Orda gördüğüm yunus balıklı havuz çok dikkatimi çekmişti. Ne güzel yapılmış bende yapamam mı diyerek Ankara’ya dönünce yapmaya karar verdim. Sadece bir kere gördüm arkadaşlarda yapabilir misin dedi bende yaparım dedim. Gördüğüm zaman bir şeyi yapıyorum. Mesela peri bacalarının fotoğrafını gördüm sonra yapmaya karar verdim. Oysa Kapadokya’ya hiç gitmedim.
Heykelleri hangi malzemelerden yapıyorsunuz?
Heykelleri çeşitli malzemelerden yapıyorum örneğin taş, çimento, kalebodurdan. Günde iki üç liralık malzemeler ala ala biriktiriyorum. Siyah çimento ucuzdur mesela ama bazı şeyler pahalı ama gözüm görmüyor. Önemli olan şu güzel sanatı çıkarmak. Zor günlerimde parasızda kalsam bulup buluşturup alıyorum.
Yaptığınız eserler beğeniliyor mu?
Beğeniliyor. Özellikle kadınların ve çocukların çok dikkatini çekiyor heykellerin önünde fotoğraf çektiriyorlar. Bu durum beni çok mutlu ediyor.
Yaptığınız heykellere olumsuz bir tepki aldınız mı?
Beğenen kadar beğenmeyen istemeyen de var. Dükkanın önünde daha önce at, uçak heykelleri vardı oysa şimdi bunların hiçbiri yok. Yaptığım camiyi, peri bacasını yıkmıyorlar ama insan büstü yapmıştım onu yıktılar yapılmasını istemiyorlar. Nasrettin Hoca yapacaktım eşeğe ters binmiş halini hoca geldi camii yakın günah olur yapma dedi bende bıraktım. Çok masraf ediyorum yıkılmasa ederim ama değmiyor.
Heykellerini satıp para kazanmayı düşünüyor musunuz?
Satmak istiyorum ama berberlikten fırsat olmadığı için satamıyorum. Eserlerimin ünü şehir dışına kadar ulaştı iş adamlarından teklifler geliyor. Antalya, Manisa Türkiye’nin pek çok yerinden teklif aldım ama bir yere gidecek durumda değilim burada işim var onu bırakamam istemiyorum. Berberliği bıraktıktan sonra internet yoluyla satmayı düşünüyorum.

28 Aralık 2015 Pazartesi

Demir: 1 Mayıs'ta sokakta, 2 Mayıs'ta salondayız



Uluslararası İşçi Filmleri Festivali (İFF) kapsamında her yıl düzenlenen kültür etkinlikleri öncesinde Ankara organizatörü Mesut Demir ile görüştük.

Yağmur ÖZTÜRK
İşçi Filmleri Festivali'ni kısaca tanıtabilir misiniz?
Sanatın bir lüks haline gelmesi ve gittikçe muhafazakarlaşması ve toplumdan uzaklaşmasına bir tepki olarak sinemanın anlatı biçimiyle halkın sorunlarını işlemek, ilerici halktan yana bir sanat anlayışını geliştirmek, piyasada kendine yer bulamayan yapıtları izleyiciye ulaştırmak amacıyla 2006 yılında düzenlenmeye başlayan alternatif bir film festivalidir. Türkiye'de infial yaratmış olan toplumsal olaylara göre festival teması şekillenmekte. Karadeniz'de HES’lerle doğa talan edildiğinde festival ''doğal olarak direniş'' sloganıyla başlamıştı. Soma, Ermenek, Torunlar gibi katliamlar yaşandığında festival ''işimiz gücümüz yaşamak'' demişti. Festivalin sözü toplumların yaşadığı sorunlardır aslında.
Kaç yıldır festivalde görev alıyorsunuz, görevinizi anlatır mısınız?
9 yıldır festivalde görev alıyorum. İlk iki yılımda gönüllü olarak festivalin duyurusuna katkı için festival afişlemesinde görev aldım. Salon önlerindeki standlarda görev aldım. Üçüncü yılımdan itibaren festivale film önerileri yapmaya başladım. Yaptığım öneriler vesilesiyle film seçen ekibe katılmış oldum. Daha sonra da festival izlencesinin hazırlanmasına katkıda bulundum ve festivalin Ankara koordinasyonu olarak aktif görev aldım ve görev almaya devam edeceğim.
Festival sizce Türkiye'ye ne kazandırıyor?
En başta alternatif bir sinema anlayışına katkı sağlıyor. Genç yönetmenleri teşvik ediyor. Bir örnekle açıklayacak olursak, festivale film gönderen ve filminin yayınlandığını gören bazı genç arkadaşlar sırf İFF'ye film yollayabilmek için ellerindeki projeleri hızlandırdı. Çok güzel işler çıkardılar. Ulusal birçok yarışma dururken ilk gösterimlerini İFF'de yapmayı seçtiler. Dört ilde eş zamanlı başlayan festival yıl içerisinde 28 il dolaştığı için de genç yönetmenlerin filmleri Türkiye'nin hemen hemen her noktasına ulaşmış oluyor. Sanırım İFF'yi çekici kılan da festivalin bu özellliği. Bu özelliği sayesinde kültür sanatın neredeyse hiç olmadığı yerlere sinema gitmiş oluyor. 9. festivalde basit bir kamyonet, sinevizyon ve sinema perdesiyle Diyarbakır'da onlarca köy dolaşılmış, köy meydanlarında film gösterimleri yapılmıştı. O köylerdeki insanların birçoğu ilk filmini festival sayesinde izlemiş oldu.
Festivalin ulaştığı kitleyi yeterli buluyor musunuz?
Aslında yeterli değil. Profesyonel bir dağıtım ağı ve ciddi bir bütçesi olmadığı için propaganda imkanları kısıtlı. Herhangi bir sponsoru bulunmuyor. Bakanlıktan bir ödenek almadan propaganda yapmaya çalışılıyor. Sivil toplum kuruluşları, dernekler ve sendikaların kısıtlı imkanlarıyla ulaşılabilecek en geniş kitleye ulaşmaya çalışıyoruz. Hem sinema salonlarının dışına taşması, mahallelerde, derneklerde, kahvelerde gösterimler yapılması, hem de gezici özelliği sayesinde ulaştığı kitle her geçen gün artıyor.
Festivalin eksik gördüğünüz bir yanı var mı?
Muhakkak var. İçinde olunca yaptığın şey sana çok güzel görünüyor olabilir bu nedenle bunları biz fark edemiyoruz. Fakat festival sırasında izleyicilerimizin şikayetleri üzerinden tespit ettiğimiz eksikler oluyor. Profesyonel bir teknik ekip olmadığı için ufak tefek aksaklıklar yaşanıyor. Bunları da neredeyse sıfırlamış bulunmaktayız. Festival sürdükçe kendini daha da geliştirecek eksiksiz bir festival yapacağımıza inanıyoruz.
İFF Türkiye'de nasıl karşılanıyor, diğer ülkelerde nasıl karşılanıyor?
Türkiye'de ulaşmaya çalıştığımız kitle, festival izleyicileri, daha festivale bir ay kala sorular atmakta, birçok yönetmen film başvurusunu çok önceden yapmış olmakta. Bunlar festivalin sabırsızlıkla beklendiğinin göstergesi. Üniversite öğrencileri açısından ücretsiz film izleme imkanı sağladığından mayıs ayı programını festivale göre ayarlayan öğrenciler bulunmakta. Yurtdışında durum biraz daha farklı. Orada ücretli (normal sinema biletlerinin altında bir fiyatla) yapılmakta. Görece refah seviyesi yüksek ülkelerde bu ücretler çok sorun olmadığı için festival her yerde aynı coşkuyla yapılıyor.
İFF'yi diğer uluslararası festivallerle karşılaştırır mısınız?
İFF alternatif bir festival olduğu için diğer festivallerden ayrı bir kulvarda duruyor. Kıyaslamak yanlış olur. Sadece İFF'yi diğer ülkelerde yapılan İFF'lerle kıyaslayabiliriz. Bunun sebebi de yine bir rekabet değil, dünyada işçi filmlerinin nasıl değiştiğine dair istatistiki veri çıkarmak. İFF yapılan ülkelerdeki düzenleme komiteleri senede bir defa bir araya gelir. Hem film paylaşımı hem bilgi alışverişi yapar hem de bu istatistiki bilgileri konuşurlar.
Filmler festivalde gösterilene kadar nasıl bir süreçten geçiyor?
Öncelikli olarak festival sitesinden online başvuru alınmakta. Festival yapan her ilden en az bir kişinin bulunduğu sitemizin kapalı panel kısmında film seçim ekibi tarafından izlenmekte. Bu panel üzerinden online tartışmalarla filmin alınıp alınamayacağına karar veriliyor. Filmleri değerlendirirken filmin çekiminde kullanılan ekipmanların kalitesine (film izlenebilir durumda olduğu sürece) ciddi önem atfedilmemekte. Temel değerlendirmeler filmin festival ilkeleriyle çelişip çelişmediği üzerine yapılmakta. Filmimiz soruna dair bir söz söylüyor mu bir sosyal mesaj içeriyor mu içermiyor mu gibi tartışmalar ve benzeri ayrıntılar üzerinde durulmakta.
Festivalde her isteyen görev alabiliyor mu?
Evet her isteyen görev alabilir. Gönüllü emeğiyle düzenlendiği için festivalimize herkes katkı sunabildiği ölçüde katılabilir. Kimi altyazılarımızı çevirir, kimi salonda görevli olur, kimi afiş bildirimi dağıtımına, kimi sosyal medyadaki duyuruların yayılmasına yardımcı olur.
Görev almak isteyenler nasıl bir yol izlemeli?
Görev almak için de www.iff.org.tr  sitemizden gönüllü ol formuna tıklayarak gönüllü olabilirler.
Filmlerini yollamak isteyenler için son başvuru tarihi ne zaman?
Programınızın hızlıca yapılabilmesi ve duyuru için yeterli zamanımızın kalması için son başvuru tarihini genelde mart ortası olarak belirliyoruz. Ufak tefek rötuş yapılacak, daha tam hazır olmayan, ama mayısa kadar yetiştireceği taahhütünde bulunan herkes için opsiyon tanıyabiliyoruz.
Festival için bu yıl belirlenen eleme ve gösterim tarihleri ne zaman?
Festivalde yaptığımız eylemi ''eleme'' olarak değerlendirmek yanlış olur. Festivalimizin ilkeleriyle çelişmediği sürece bize gönderilen her filmi en az bir kere göstermeye çalışıyoruz. Gösterim tarihi olarak ise 10 yıldır olduğu gibi Ankara, İstanbul, İzmir ve Diyarbakır'da 2 Mayıs'ta başlayacak, yıl içerisinde diğer illeri gezecek. İllerin tarihini ise her ilin festival düzenleme komitesi ve gönüllüler belirleyecek. 2 Mayıs olarak seçmemizin sebebi İşçi Filmleri Festivali'ni işçi bayramında yapmak. 1 Mayıs günü aslında alanlarda açılışımızı yapmış oluyoruz. 2 Mayıs'ta olan sadece salon açılışı.

24 Aralık 2015 Perşembe

GÖRSEL BASINDA 19 YIL



Serdar Gün, 8 yıldır Fox Ankara Televizyonunda muhabir ve editör olarak çalışıyor. Eskişehir Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Basın-Yayın bölümü mezunu olan Gün ile haberciliğe başlama sürecini ve 19 yıldır devam ettiği televizyon gazeteciliği mesleğini konuştuk. Görsel ve yazılı basın arasındaki farklara değinen Serdar Gün, bir televizyon muhabirinin gün içinde nasıl çalıştığını da anlattı. Gün, televizyon editörlüğü hakkında da bilgi verdi.
 Seda TOLMAÇ
 “KADRO ALDIKTAN ALTI AY SONRA İŞTEN ÇIKARILDIM”
Televizyon haberciliğine nasıl başladığınızı anlatır mısınız?
1996’da Star televizyonunda stajyer olarak haberciliğe başladım. 14 ay stajyerlik yaptım. O zamanlar Star’ın ‘Star’ olduğu dönemlerdi. İnat ettim ve buradan kadro alacağım dedim. Çok çalıştım, deyim yerindeyse tırnaklarımla kazıyarak 14 ay sonunda kadro alabildim. Kadro aldıktan 6 ay sonra işten çıkarıldım. Fakat 2 ay sonra işe geri alındım (gülüyor).
Daha sonra hangi kanallarda devam ettiniz televizyon haberciliğine?
Beş sene Star televizyonunda çalıştım. Sonrasında Kanal 6 televizyonuna transfer oldum. 1,5 yıl Kanal 6’da çalıştım. Dinç Bilgin’in (Kanal 6’nın sahibi) mallarına el konulunca işsiz kaldım. Daha sonra ATV televizyonunda işe başladım ve orada da iki yıl çalıştım. Askere gidip geldikten sonra o dönem Star TV’de çalışan ve şuan Fox TV’de haber müdürü olan Tülay Ünal Öçten Star’da çalışmam için beni aradı ve ben tekrar Star televizyonunda çalışmaya başladım. Üç sene Star TV’de çalıştıktan sonra Fox Ankara haber merkezine transfer oldum. 8 yıldır da Fox Ankara haber merkezinde hem muhabir hem de editör olarak görev yapmaktayım.
Fox TV’de muhabir olarak gün içinde nasıl çalıştığınızı anlatır mısınız?
Sabah kanala geldiğimizde toplantı odasında günlük gazetelere bakıyoruz. Bize gelen haber istihbaratlarını sabah toplantılarında değerlendiriyoruz ve gündem ortaya çıkarıyoruz. O gündeme göre muhabirlere görev veriliyor. Muhabir, kameramanla beraber verilen göreve gidiyor ve haberin konusu ile ilgili bilgileri haber yerinden topluyor. Kameraman da habere uygun görüntüleri çekiyor. Daha sonra muhabir haber merkezine gelerek elde edilen görüntüleri izliyor ve görüntülere göre bir haber metni ortaya çıkarıyor. Haber metnini haber müdürümüz Tülay Ünal Öçten kontrol ederek gereken düzenlemeleri yapıyor. Televizyon haberi olduğu için haberi seslendirme ve haberin kurgu sürecini takip ederek 1,5-2 dakikalık gündemi içeren bir haber ortaya çıkarıyoruz.
Aynı zamanda editör olarak da Fox TV’de görev yapmaktasınız. Peki,  televizyon editörlüğü nedir ve editör olarak neler yaptığınızdan bahsedebilir misiniz?
Aslında genel anlamda editör kendisine gelen metni kontrol eden ve düzenleyen kişidir. Televizyon editörü de kendisine gelen haber metnini ve görüntüyü takip eder, bazen görüntüye uygun haber metnini oluşturur. Ben de televizyon editörü olarak gün içindeki haber akışını takip ediyorum. Bana gelen haber metinlerini kontrol ediyorum ve gereken yerlerde düzeltmeler yapıyorum.
“GÖRSEL BASINDA ERTESİ GÜN DİYE BİR ŞEY YOK”
Görsel basın ile yazılı basın arasındaki fark nedir size göre?
Yazılı basında yaptığın bir haber günlerce elinin altında durabiliyor. Ertesi gün yaptığın o habere ulaşabiliyorsun. Görsel basında ise ertesi gün diye bir şey yok. Yaptığın haber en fazla üç dakika televizyonda yer bulur. Ama bir gazete de yaptığın haber televizyona göre daha uzun ve ayrıntılı olabilir.
Hep görsel basında çalıştığınızdan bahsettiniz? Yazılı basında yer almayı düşünmediniz mi hiç?
Aslında benim görsel basında çalışmam biraz da şans oldu. 1995’te Anadolu Üniversitesi’nde okurken uzun bir tez hazırlamıştım. Bir gün Ümit Aslanbay (o dönem de Show TV’nin haber müdürü) ile röportaj yapmaya gitmiştim. Yazdığım tezi gördü. Bu kadar uzun tez mi yazılır diye bir espri geçti aramızda. Daha sonra okulu bitirdikten sonra yanıma gel beraber çalışalım dedi. Okul bittikten sonra Ümit Aslanbay’ın yanına gittim. Tabi ben mezun olduğumda Star TV’nin haber müdürü olmuştu. Böylece bir televizyon kanalında haberciliğe başlamış oldum. Televizyonda çalışmaya başladıkça görsel basın bana daha cazip geldi. Çünkü televizyon haberciliğinde kendini hem televizyonda gösterme hem de haberin içine daha fazla girebilme imkânın var. Sonrasında da yazılı basına geçmeyi düşünmedim zaten. Görsel basında kendimi geliştirdim ve devam ettim.
Son olarak, 8 yıldır Fox TV Ankara haber merkezinde çalışıyorsunuz. Peki, şu an kanalda kaç kişi görev yapmaktasınız?
Bir haber müdürü ve bir temsilcimiz var. Yedi muhabir ile altı kameraman var. Onun dışında kurgu ve montaj ekibimiz var. Ben de hem muhabir hem de editör olarak Fox Ankara haber merkezinde görev yapmaktayım.