2 Kasım 2012 Cuma

100 YILLIK BİR YAŞAM


Sabiha KOÇ

Takvim yaprakları düşerken zamanın girdabına her gün bir adım daha yaklaşıyoruz beklenen sona. O son bazen beklenmedik bir anda gelirken, bazen beklesen de gelmiyor. Ortalama yaşam süresinin yetmiş olduğu bir dünyada, yüz yaşına kadar yaşayabilmiş bir insan. 1900’lerin ilk çeyreğine dayanıyor doğum tarihi Ayşe Koç’un. Okuma yazma öğrenememiş o zamanın şartlarında. Bir zamanlar insanlar radyodaki sesin sahibini hayal bile edemezken, biz teknolojinin uç noktalarında yaşıyoruz. Bugün eski zamanların tanığına sorduk.



Merhaba, bize biraz kendinizden bahseder misiniz?
Adım Ayşe Koç. 100 yaşıma geldim. Hiç rahatsızlığım yok. Okuma yazma bilmem kızım. Guccular (Ankara’nın Güdül ilçesinin kuşçular köyü)  köyüne gelmiş babam, orda doğduk büyüdük.

Bir gününüzü anlatır mısınız?
Akşama kadar televizyon açık, ben de seyrederim. Ama ne anlatırlar anlamam. Yorulmazlar mıy ki her gün her gün.

Kaç yaşında evlendiniz?
15 yaşında vardım. Askere giderken nişan taktılar. Bana göz koymuş da. Kaç yaşındasın dediler 18 dedim, boylu posluydum. Geycekleri giydirdiler, eşeğe bindirdiler. Mayısta gelin oldum. Kirazlara yalancı ben düştüydü. Askere gitti hiç görmedim evlenene kadar. Babası Balkan muharebesinde şehit düşmüş, anası 25yaşında dul kalmış. Bi de kaçak gelince koymuş karnına. Her gün yemeninin ucunu bağlarmış, o gün bağlamamış.

Kaç tane çocuğunuz var?
Yedi tane. Yedisi de duruyor daha. Ama biri bebekken öldü. Üç günlük bebekle kaşa çıkmışım, iki ay öksürük çekti.

Doktora götürmediniz mi?
Toktor moktor ne bilem kızım.

Çocuklarınızı nasıl büyüttünüz?
Mememizle emzirirdik ayılana kadar. Sonra ekmekle pekmez verdim. Pekmeze ekmeği doğrardık yirdi Memet. Üzümü toplar pekmez kaynatırdık. Bulgur pilavı, tarana aşı yapardım. Soğan, samsak hepicüğü alınırdı çarşıdan.

Kocanız ne iş yapardı?
Ne işi yapsın kızım. Çokca bağ kazardı. İğneden ipliğe kadar hiçbi şisi yoktu. 35 kaymaya talla aldı.Düven sürdük, harman kaldırdık, gebe karnımla iğde bozardım. Düşsem karnım yarılır mı derdim. Övez bozardık. Çukurbağ’da vardı iki dal, mezarın arkasında vardı üç dal.

Eşiniz yaşıyor mu?
Yok kızım 30 sene oldu öleli. Ben 70 yaşında mıydım neydim hesap bilmem. O da 77 yaşında çıktıydı o zaman.

Allah rahmet eylesin. Ankara’ya gittiniz mi hiç?
Biz nerden gidem. Herüflee eşeklernen üzüm satmaya giderdi. Ben hiç gitmedim. Üç günde oraya varırlardı. Armudnan almaynan cincan pazarına giderlerdi.

Atatürk’ü hatırlar mısın nine?
Atatürk’ü görmezdik biz. Ölünce madannan Kemal’in adını Kemal koymuşlar. Bende Mustafa koydum. Mustafa Kemal ya.

Soyadınızı ne zaman aldınız?
Eskiden lakap vardı, sarı isin, topal Ahmet, ağa, dayı derlerdi. Atatürk gelince soyadı çıktı. Seninki çiftçi, seninki karaca derken bizim Osman’a da koç demişler. Hayvanlarımız vardı ondan herhal.

Başka ne yaptı Atatürk?
Şapkayı Mustafa Kemal çıkardı. Takke vardı içi fesidi püsküllü,takkeyi yırttılar şapkayı taktılar.Mucburiydi. Bizim Memet hala takar şapkasını. O zamanlardan kalma bu adet.

Muharebeleri hatırlar mısın Ayşe nine?
Haymanaya gavur gelmiş. Topların sesini biz evden duyardık, palada yatarken. Bizim köylü Hasan gavurlan içine atlayıvermiş ölmüş. İki tane bebeği vardı. Hafız amca vardı. Düşmanın içine gitmiş de onlardan olmuş. Onu vurmamışlar. Yedi sene sonra mantar gibi çıkıp gelen oğlum diye sarılıverdi anası.

Daha başka hatırlıyor musun nine?
Ben bi cahil insanım bişi bilmem.

Sağol nine yorduk seni.Var mı bize söylemek istediğin başka bi şey?
Ben artık ölecem kızım, siz hoşçakalın.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.