3 Ocak 2013 Perşembe

Erol Ata’nın Saat Odası


Saat tik-takları arasında huzuru yakalayan Ersa Yönetim Kurulu Başkanı Erol Ata’nın  2100’ün üzerinde nadide  saati içeren bir koleksiyonu bulunuyor. Gerçek bir koleksiyoncu ruhuna sahip Erol Ata ile taş plaktan yükselen Zeki Müren ezgisi eşliğinde  saat tutkusu ve projeleri üzerine söyleştik.

Nimet PAMUKÇUOĞLU
Erol Ata'yı biraz tanıyabilir miyiz?
1954 yılında Sivas Şarkışla'da doğdum,  Hacettepe Üniversitesi Ekonomi Bölümünden 1977 yılında mezun oldum. Mobilyacılık sektöründe isim yapmış ERSA'da Yönetim Kurulu Başkanı olarak görev yapıyorum.
Saat koleksiyonu yapmaya ne zaman ve nasıl başladınız?
Dakikliği çok seviyorum. Tik-tak sesleri ayrı bir keyif, onlarla ilgilenmek, onları seyretmek, izlemek huzur veriyor. İkinci el saatler, geçmişten getirdiği anılar beni çok etkiliyor.
1990 yılından bu yana teşhir amaçlı biriktirmeye başladım. 2012 yılı ortalarında koleksiyoner belgesi aldım. Başlangıçta üç raflı cam kapaklı bir dolapta toplamaya çalıştığım saatlerim,  şu anda Ersa'nın Ankara fabrikasında yer alan ofisimde ve bulunduğumuz odada, koridorlarda ve işyerinin değişik birimlerinde sergileniyor.  İleride yine bu binada daha büyük bir odayı saat odası olarak düzenlemeyi düşünüyorum. 

“Bir saati gördüğüm zaman otomatik, kurmalı, pilli ya da özel bir sistemle mi çalıştığını tahmin edebiliyorum. Telefon rehberimde, saat ticaretiyle uğraşan 60'tan fazla kişinin ismi kayıtlı.”

Koleksiyonunuzdaki en eski saat kaç yıllık?
Yaptığım araştırmalarda bulabildiğim en eski objem 350 yıllık İngiliz yapımı bir cep saatidir. Saatin genel adı soğan anlamında “Oignon” olarak geçiyor. 1650'li yıllarda yapılmış ve en güzeli de hala çalışıyor vaziyette olması. Yine 1700'lerin sonu yani 1780'lerden ve 1850'lerden cep saatleri var. Onların iki çeşidi var hem rafa asılan hem de Grandfather denilen ayaklı saatler.  Salon tipi mobilyalı olanlar 1640'lardan sonra yapılmaya başlanmış. 1800'lü yıllarda çoğunlukla üretilmiş ve dünyanın her yanına gönderilmiş. Osmanlı için yapılanlarda arapça kadran kullanılmış. Bu saatlerden tamire verdiğim 6 tane olmak üzere her biri ayrı bir servet olan toplamda 10'dan fazla saatim var.

“Duvar saatlerini kurmayı, ayarlarını yapmayı ve sonrasında tik-tak sesleri eşliğinde “saat oda”sında müzik dinleyerek çalışmayı seviyorum. Her gün bu odada 1,5 saat dinleniyorum.”

Yalnızca saatlerle mi ilgileniyorsunuz? Koleksiyonunuz da saat dışında da parçalar var mı?
 Son zamanlarda biraz da yönlendirme ile lambalı radyo, gramafon çeşitleri, taş plak, 45'likler, 33'lükler, pikap ve daktilolarla da ilgilendim ve koleksiyonuma ekledim. Son olarak 1961 yılında Avusturya’dan getirtilmiş bir müzik kutusunu ekledim. Güzel tarafı ilk günki gibi çalışıyor olması. Ayrıca henüz burada sergilemediğim gramafonlarım, fotoğraf makinelerim de mevcut. Koleksiyonumun içinde yer alan daktilonun yapım tarihi zannediyorum 1920'ler. Toplam 200 bin adet üretilmiş. Zaman zaman bununla ilgili yarışmalar yapıldığında dakikada 200 vuruşa kadar çıkabilmişler. Klavye düzeni başka P ile başlıyor. Bir diğer pikap 1949 İngiliz yapımı.
Örneğin bir hazine avukatının çantasını koleksiyonuma ekledim. İçerisinde hazine avukatına ait 20 adet cep ajandası var. Her biri ayrı bir anı. 1980’lerin başına kadar eski Türkçe ile yazmış 80’lerden itibaren Türkçeye dönmüş. Ajandaların içerisinde harcamaları var.  Bu gibi anıları bulup çıkarmak beni hem hüzünlendiriyor hem de mutlu ediyor.
Koleksiyonunuzu müzeye dönüştürmeyi düşündünüz mü?
Aslında  müzeye  dönüştürmek istiyorum ve o  amaçlı tutuyorum. Bu konuda Hacettepe Üniversitesi Rektör Yardımcısı Hamamönü’nde bir bina tahsis ederek  “Erol Ata Hacettepe Saat Müzesi” açılması yönünde bir teklif getirdi. Yanı sıra Ankara Ticaret Odası Başkanı da müze teklifinde bulundu. Tabi bu büyük iki ismin teklifte bulunması benim açımdan gurur verici fakat bir takım şeylerin öncelik sırası var. Ailemin de rızasını almak durumundayım. Şimdilik onlar koleksiyonumun burada sergilenmesini istiyorlar. 

Koleksiyonunuzla ilgili ilerisi için ne gibi projeleriniz var?
Saat odamızı tüm saatlerimi ve diğer parçaları  alacak şekilde  daha büyük bir odaya taşıyarak Ersa ile bütünleşmesini istiyoruz..
Oğlumun da bir projesi var. O da  İstanbul'da Galata Kulesi ya da İstiklal Caddesine yakın bir yerde Orhan Pamuk'un masumiyet müzesine benzer bir saat müzesi açarak hem kafe hem de  müze olarak geniş kitlelerle buluşmayı hedefliyor.
Benim idealim ise Guinness rekorlar kitabına girmek.

Koleksiyonerlik dışında hobileriniz var mı?
Kaligrafiye biraz ilgim var. Yeni alfabe ile tabak üzerine isimler yazıyorum. Örneğin her yıl sonunda şirketimizde çalışan tüm personelin isim listesini bir tabağa sığdırıyorum. Bunu bir gelenek haline getirdim. Yine buna benzer kaligrafi çalışmalarım var.

Saat Odası, Ankara Sincan 1. Organize Sanayi Bölgesi'nde yer alan Ersa'nın merkez ofisinde mesai saatlerinde ziyaret edilebiliyor. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.